Notice: Undefined variable: grid_data in /home/u8284090/sen.av.tr/assets/php/function.php on line 84
Konkordatoda Mühlet Kararının Sonuçları
25.08.2026 / Ersan Şen Hukuk ve Danışmanlık Konkordato Hukuku Departmanı
Konkordato sürecinin başarılı olup olmayacağını gözlemlemek, borçlunun proje hazırlaması için gerekli ortamı oluşturmak ve projenin başarı şansının olduğu tespit edildiğinde borçluyu bazı girişimlerden korumak amacıyla borçlu hakkında mühlet kararı verilir. Konkordato mühleti denildiğinde hem geçici mühlet hem kesin mühlet kastedilmiş olur. Konkordato başvurusu yapıldığında (şartları varsa) verilecek olan geçici mühlet kararı ile mühlet bitiminde konkordato projesinin başarıya ulaşacağı konusundaki kanaatin bulunması durumunda verilecek olan kesin mühlet kararının sonuçları büyük oranda birbirine benzerdir. İşbu yazıda mühlet kararının sonuçları üzerinde durulmuştur.
Konkordato mühletinin sonuçları, İcra ve İflas Kanunu’nun çeşitli maddelerinde düzenlenmiştir. Bu sonuçları, borçlu ve alacaklı bakımından olmak üzere ikiye ayırabiliriz.
Konkordato Mühletinin Borçlu Bakımından Sonuçları
Konkordato mühletinin borçlu bakımından sonuçları temel olarak İcra ve İflas Kanunu’nun 297. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre mühletin sonuçlarını şu şekilde ifade edebiliriz:
Konkordato, borçlunun iflası anlamına gelmediğinden borçlunun tasarruf yetkisi sınırlanmaz. Dolayısıyla borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Bununla birlikte, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir.
Borçlu tarafından yapılacak olan bazı önemli işlemlerin alacaklılara zarar verebilmesi mümkündür. Bu sebeple Kanun’da bazı işlemlerin sadece mahkemenin izniyle yapılabileceği düzenlemiştir. Buna göre, borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz; taşınmazını, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırını ve işletmenin devamlı tesisatını devredemez ve takyit edemez. Aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür. Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin görüşünü almak zorundadır.
Borçlu İİK m. 297’ye veya komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292 nci madde çerçevesinde karar verir.
Konkordato Mühletinin Borçlu Bakımından Sonuçları
Konkordato mühletinin alacaklılar bakımından sonuçları İcra ve İflas Kanunu’nun 294. ve 295. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu sonuçlardan ilki, borçluya karşı icra takibi yapılmasına ilişkin yasaktır. Bu yasak, neredeyse tüm icra takipleri bakımından geçerlidir. Kanun, temel olarak iki durumda bu yasağa istisna getirmiştir. Bunlardan ilki, rehinli alacaklılar bakımındandır. Buna göre, rehinli alacaklılar borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapabilir. Ne var ki, Kanun bu takip türünde dahi bazı işlemleri yasaklamıştır. Buna göre, bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Kanun, bazı durumlarda rehinli malın satışının borçlu ve alacaklıların yararına olacağından hareketle bu yasağa da istisna getirmiştir. Buna göre, rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise satışına izin verilebilir.
Takip yasağının ikinci istisnası ise İcra ve İflas Kanunu’nun 206. maddesinin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklardır. İlgili maddeye göre, (belirli şartlar dahilinde) iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi alacakları ve aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları için mühlet içinde icra takibi yapılmasına engel yoktur.
Kanun mühlet içinde sadece icra takibini değil, mahkemelerce verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmasını da yasaklamıştır. Zira bu kararların uygulanması borçlunun malvarlığı unsurunda sahip olduğu tasarruf yetkisini sınırlar ve bu durum projenin başarı şansına zarar verebilir.
Son olarak, mühletin borçlunun taraf olduğu sözleşmelere etkisinin belirtilmesi gerekir. Bu konu İcra ve İflas Kanunu’nun 296. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır. Bu sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez.
Bu maddeye göre, ayrıca geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur.


